dunyakulturyayinlari@gmail.com evrenselkulturyayinlari@gmail.com

TEKLİF AL
Harun Alma İle "İçi̇mdeki̇ Dünya" Adlı Ki̇tabı Üzeri̇ne Söyleşi̇.
Buradasınız: Anasayfa / Söyleşi̇
2 Eylül 2025, Salı
Harun Alma ile "İçimdeki Dünya" adlı kitabı üzerine söyleşi.
Harun Alma
Harun Alma ile

L.Ş; “İçimdeki Dünya” çok içsel bir başlık. Bu ismi seçmenizin ardındaki anlam nedir?

H.A; Son yıllarımın tüm birikintisi dolup taşmıştı artık içerimde. Hangi yanıma baksam, olumlu-olumsuz tüm birikmişliklerimin içimde bir dünya olduğunu ve artık bedenime ağırlık verdiğini hisseder oldum. Bu ağırlığı taşırken şiirle dolup taşıvermiş yüreğim; hüzünlerimi, sevinçlerimi, acılarımı, tüm duygularımı barındıran… Bu duygularımı ben dış dünyaya aktaramadım hiçbir zaman çünkü benim en iyi dinleyicilerim, yazdığım şiirlerdi, kalemimdi, kağıdımdı. Bu şiirleri yazarken, “Allah’ım! Nasıl bir dünyadır, bu içimdeki? Bu karmaşıklarla dolu dünyayı nasıl atacağım içimden ya da kendimi bu dünyanın içinden?” Diye hep tefekkür içinde yer bitiririm kendimi. Şiirleri yazma aşamasında dilime en çok dolanan cümle de buydu; İçimdeki Dünya… Kitabımın adı da, buradan gelmektedir.

L.Ş; Şiir yazmaya nasıl başladınız? Hatırladığınız ilk şiiriniz neydi?

H.A; Bundan yaklaşık 10 yıl önce yani liseye yeni başlayacağım zamanlarda köy hayatının beni olumsuz etkilemeye başladığını farkettim ve karalamaya başladım az çok. Şiirlerimi tam yazmaya başladığım zaman ise, üniversite zamanımdı. Orada içimdeki dünya ile tanışmış ve hayata farklı bir göz ile bakmaya başlamıştım. İlk yazdığım şiiri hatırlamıyorum çünkü yazıp yazıp atıyordum.

L.Ş; Kitaptaki şiirler çoğunlukla hangi duygulardan besleniyor?

H.A; içime dokunan bir soru sordunuz :)
Çok isterdim kitabımı sevginin, mutluluğun, huzurun çok yoğun olduğu duygularla yazmayı ama bir yazar, en çok hissettiği duygulardan besler sanatını. Ben, en ufak şeylerden bile çabuk etkilenen bir insanım ve maalesef ki bir üzüntüm, bin sevincimi bastırabiliyor. Bu yüzden de kitabımdaki şiirlerin çoğu elem, hasret, hüzün duygularıyla ilmeklenmiş şiirlerdir.

L.Ş; Şiir yazarken bir ritüeliniz var mı? Sessizlik, bir zaman dilimi ya da belirli bir ruh hali?

H.A; Şöyle anlatmak isterim; ben, hiçbir zaman oturayım da şiir yazayım dediğimi hatırlamıyorum. Ne zaman ki beni etkileyen bir durumla karşı karşıya kalsam, işte o zaman içimdeki dünya taşar ve mürekkep gibi kalemime dolar. Genellikle de geceleri çok şiir yazarım çünkü gece herkes, her şey susar ve insan, kendi benliğiyle başbaşa kalır. İşte o zaman başlar düşünceler, hasretler, hayıflanmalar, keşkeler… Sessizlik, insanın ruh halini kontrol edemediği en büyük etkendir. Sessizlik çökünce insan geçmişe sarar, hayal kurar, aklında izdihamlar başlar.

L.Ş; Şiirde biçim mi önce gelir sizce, yoksa duygu mu?

H.A; Şey gibi oldu biraz bu; Sanat sanat için midir, toplum için midir? Böyle bir benzerlik esti direkt aklıma :)
Duygu olmadan şiir olmaz, şiir olmadan da biçim olmaz. Sırf şiir olsun diye duygusuz yazılan şiirler, hiçbir zaman biçim kazanamaz, kazandırıldığı biçime de sanat denilemez. Örnek de verebiliriz buna: Ehemmiyetin doğruluk olduğu bir ortamda eğri oturup doğru konuşan mı bizim için daha önemli yoksa doğru oturup yalan konuşan mı? Doğru söylemedikten sonra konuşanın nasıl oturduğunun mana ifade etmediği gibi, duygu olmadan yazılan şiirin de kazandığı biçimin de bir mana ifade etmediğini savunurum.

L.Ş; Bu kitapta sizi en çok zorlayan şiir hangisiydi ve neden?

H.A; Şiirlerimi yazarken, tırnaklarımla dağları oyuyormuş gibi zorlanırım hep, çünkü içim taşıyordu kaleme ve büyük elemle yazıyordum. Hepsinden farklı olarak “Ve Sen, Hanımefendi” adlı şiirim, canımı en çok acıtan şiirimdi. Her bayrama, sevgiliyle küs bir şekilde girdim ve en sonunda kendisine hiçbir şekilde ulaşmamın mümkün olmadığı bayramlar geldi. Bu şiiri de bayramda yazmıştım, herkes bayram havası yaşarken ben hasretle kavrulmuş yüreğimi teselli etmenin peşindeydim.
Şiirde, yazarken defalarca maziye gidip geldiğim kısım ise şu dizeler;


Ben değilim sadece seni bekleyen;
Şiirim, şehrim, içim, dışım,
Gözümün gördüğü her şey, her yer,
Seni bekleriz, senden bayram dileriz.


L.Ş; Günümüzde şiirin toplumdaki yeri sizce ne durumda? Dijital çağda şiir nasıl bir yol izliyor?

H.A; Ahh! Üzülerek söylüyorum ki; sosyal medya ve yapay zeka platformlarının gelişmesi ile insanın sanatsal ruhu aç bırakıldı. Şiirden, kitaptan, sanattan uzak bir toplum haline gelindi. Eskiden mesela sevgiliye duyulan sevginin, özlemin ve tüm duyguların söyleniş adabı bile muazzamdı. Şiiri düşünün bir de… Günümüzde şiir, bu ihtişamını halden devam ettiriyor aslında ama şu anki nesil daha basite kaçıyor. Çeşitli ahenklerle zenginleştirilerek ihtişam ile yazılmış şiirler okuyup/dinleyip mana aramaktansa, baktıkları gibi hemen anlayabilecekleri çok basit tarzda şiir isterler. Bu da şiirin etkisini biraz kırıyor.

L.Ş; Kitabın “içimdeki dünya”yı temsil ettiğini söylüyorsunuz. Peki bu dünyanın dışında kalan ya da paylaşmak istemediğiniz şiirler de var mı?

H.A; Bu dünyanın en merkezinde yer alan yani içimdeki dünyayı asıl temsil eden şiirlerim var. Daha çok ihanet konusunu ele alan ağır şiirler… Kitapta adı yazmasa da, şiirleri kendisine yazdığım kişinin ihanetlerini yazarak okurlarımın kendisine olan nefretini, üzüntüsünü çekmek istemediğim için paylaşmadım hiç. Ki en doğrusu da budur diye düşünüyorum.


L.Ş; Hangi şairlerden ilham alırsınız? Sizi en çok etkileyen şiir ya da şair hangisidir?

H.A; Nazım Hikmet, Ahmed Arif… Modern şairlerimizden de Nurullah Genç. Bu şairlerimizin şiirlerini severek okur, ilham alırım.

L.Ş; Bir şiirin “tamamlandığını” nasıl anlarsınız? Yoksa şiir hiç bitmez mi sizce?

H.A; Şiir bitmez ama her şiir, vermek istediği manayı kustuktan sonra o manadan sonrasının ehemmiyeti çok değildir, şiir tamamlanmıştır. Çünkü şiirin bir odak noktası vardır ve ona bağlı olarak seyir alır. O noktayı vurguladıktan sonra şiir normal akışına devam ettirilebilir. Şiirin tamamlanmış olması da, şiirin bittiği anlamına gelmez, sadece verilmek istenen asıl vurgu verilmiştir.

L.Ş; Yeni bir kitap projeniz var mı? Varsa teması yine içsel bir yolculuk mu olacak?

H.A; Evet. İki kitap projem bulunuyor; biri yine içsel yolculuk temasıyla şekillendirilmiş ancak bu sefer daha çok umut ve farklı bakış açısı barındıran bir şiir kitabı, diğeri ise inancından dolayı on yıllardır zulüm gören bir toplumu ele alan roman tarzı bir kitap.
Allah nasip ederse, 2026’dan önce yayınlatmayı düşünüyorum.

Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın